14 Mayıs, 2008 , 01:32
çekiliyoruz salonlardan
çekinik bakışlarca pişmanız
icabet de davetin neresinde?
jant
başı yana devrik korku
sevimlidir uyku kadar
ışıktan nasip yok mu kaderinde?
jile
ricalarım,
sözün konusu sen ol,
dilim dilim dilerim
özür nedir?
ambiyans
Posted in buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 7 Comments »
10 Mayıs, 2008 , 00:22
i’nin noktası, a’nın yüzölçümü kadardı. l, bu duruma çok üzülüyordu.
Posted in anlaşılmayacak nesi var bu yazının?, başlıkla alakası olmayan yazılar | 9 Comments »
06 Mayıs, 2008 , 23:37
okuduğu kitaba yüz vermeyenin, fikri boy verir.
fikri ziyanda olanın, zikri lâl olur.
zikri lâl olanın şükrü varmola?
Posted in buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 1 Comment »
04 Mayıs, 2008 , 01:47
kimi zaman
açıklamalar özledim
kah martılardan, kah martısızlıktan…
sevgili günlük
bunlar aramızda
ama illaki
hayale inen tokat da havada
kalsın.
Posted in buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 4 Comments »
30 Nisan, 2008 , 22:58
bir yandan kitabı okuyor aynı zamanda sık sık kapağını çevirip ne zaman satın aldığımı hatırlamaya çalışıyordum.
oysa ki ben satın alır almaz tarih düşerdim.
neden sonra az evvel arka kapaktaki ‘kabalcı’ etiketi çağrışım yaptı ve aşağı yukarı bir tahmin yürüttüm.
demek, canımı çok sıkıyordu, ben de yolumu uzatmak için kitapçılarda vakit öldürüyor, arandığımdaysa ‘biraz meşgulüm’ diyordum.
nasılsa yalan olmuyordu. bu birlikte geçirilen vakitler kalın ciltli kitaplar gibi beni boğduğundan, kitaplara tarih atamaz hale geliyordum.
ne derler bilirsin… ben bilmem.
Posted in başlıkla alakası olmayan yazılar | 18 Comments »
23 Nisan, 2008 , 17:14
bugünki rüzgardan payıma düşen kav marka kibritin kokusu oldu.
Posted in gayet açık, buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 13 Comments »
21 Nisan, 2008 , 13:05
metin ya,
sadece bir olaya kilitleniyorum ve dünyanın geri kalanındaki detaylar bana çekilir gibi geliyor.
müdahale ihtiyacı duymuyorum diye bir giriş yaparsam buradan zülyon tane anlam çıkar farkındayım.
bu yüzden daha spesifik yaklaşımla örneklendireyim.
bunu yapamam.
Posted in halet-i ruhiye saptamaları | 2 Comments »
17 Nisan, 2008 , 16:21
sevde(5):keşkee, sen çiçek olsaydın hihihi…
zü:…
sevde:mesela şu mor çiçekten olsaydın hihihi…
zü: ahah! neden?
sevde:ben de züleyha oliyim. ver sen bakim çocum o kitabı bana. ben okurum.
zü: e ben de öğlen uykusu uyiyim madem
sevde:tamam canım hihi
inan ki büyük küçük fark etmiyor. hep aynı şeyi mırıldanıyorum: akıllısı beni bulmaz…
Posted in üstümüze afiyet dialoglar | 3 Comments »
14 Nisan, 2008 , 10:02
en güzel yol; eve dönüş yoludur.
en iyi vakit; hiç farketmez.
mazinin üzerimizdeki etkilerinden bir tanesi de seçiciliktir.
misal-î âlâ, O bazı kelimeleri söylememekte imtina ediyor.
ve bunu neden yaptığını gayet iyi biliyorum.
o an gülümsüyorum. ama gayet acı.
ve bunu ona hiç bir zaman söylemeyeceğiz. değil mi metin?
newtonun başına düşen pişmanlığın meyvasıydı. salak.
Posted in buraya çöp dökmeyin kalbinizi kırarım | 3 Comments »